Memur-sen İlçe Temsilcisi Ertuğrul Koçer gazetemize yazılı olarak bir basın açıklaması yaptı. Ertuğrul Koçer "Danıştay'ın eşitliğe tahammülü yok" dedi. Koçer'in yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Ortaöğretim gençliğimizin büyük bölümünün yüksek öğretim görme hayallerine kabus gibi çöken 28 Şubat ara rejiminin katsayı adaletsizliğinin YÖK tarafından kaldırılması, demokrasiyi, milli egemenliği ve hukukun üstünlüğünü önceleyen kişi ve kurumlar tarafından takdirle karşılanmıştı. YÖK'ün katsayı adaletsizliğini sona erdiren mevzuat değişikliğiyle; özellikle meslek lisesi mezunu gençlerimizin yarışa geriden başlamaları şeklindeki hakkaniyet değerlerine aykırı durum sona erdirilmiştir. Bu değişiklik, eşitler arası bir yarış içerisinde yüksek öğrenim hakkından yararlanmalarına imkan sağlamıştır.
Ancak, katsayı adaletsizliğinin sona ermesi toplum tarafından takdirle karşılanırken, demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi kavramların kendilerinin mülkiyetinde olduğunu savunan kimi kişi ve kurumları rahatsız etmiştir. Bu çevreler, katsayı adaletsizliğinin kaldırılmasına, hukuk ve hakkaniyete ilişkin değerler açısından kara mizah sayılabilecek şekilde "Sınava katılacak adaylar arasında eşitliği sağlamak eşitsizliğine neden olmak" gerekçesiyle karşı çıkmışlardır. Ergenekon davasına ilişkin değerlendirmeleriyle demokrasi ve milli egemenlik konularında kelimenin tam anlamıyla çuvallayan İstanbul Barosu ise daha da ileri giderek doğrudan ya da dolaylı olarak ilgisinin bulunmadığı açık olan katsayı adaletsizliğine son veren mevzuat değişikliğinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemleriyle Danıştay nezrinde dava açmıştı.
İstanbul Barosu'nun bu konuda dava açma ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın usul yönünden reddedileceği beklenirken Danıştay, katsayı adaletsizliğini sona erdiren ve adaylar arasında eşitliği sağlayan YÖK Kararının yürütmesini durdurdu. Danıştay 8. Dairesi'nin kararda İstanbul Barosunun dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki itirazları reddederken yer verdiği 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 76. maddesinde; baroların, hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumakla görevli olduğu belirlenmiş olduğundan, sadece kendi meslek grubu için yürütülen iş ve işlemler için hukuki görev ve sorumlulukları bulunduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Gerekçesi, ister bireysel ister düzenleyici nitelikte olsun baroların bütün idari işlemlere karşı dava açma ehliyetine sahip olduğuna kapı aralaması nedeniyle usul hukuku açısından oldukça kaygı vericidir. Bu gerekçe, sanıyoruz ki, bu davaya mahsus olarak ortaya konmuş, hukuki dayanaktan yoksun bir gerekçedir. Katsayı adaletsizliğini sona erdiren ve yüksek öğretime geçiş sınavının eşitler arasında yarış şeklinde gerçekleşmesine zemin hazırlayan 21 Temmuz 2009 tarihli YÖK Genel Kurulu kararının yürütmesini durduran Danıştay 8. Dairesi kararı; Danıştay'ın hukukilik denetimi ile yetinmeyip yerindelik denetime de yapma eğiliminde olduğunun göstergesidir. Oysa, Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. Hükmünü içeren Anayasanın 125 nci maddesinin 4 üncü fıkrası karşısında böyle bir eğilimin dahi Anayasanın açık ihlali olacağı tartışmasızdır. Bu karar göstermektedir ki, eğitim sistemi ve felsefesi konusunda ahkam kesen ancak Anayasa'nın kendisine çizdiği sınırları dahi algılamakta zorlanan bir Danıştay var. Katsayı adaletsizliğinin dayanağını oluşturan YÖK Kararı'nın iptali istemiyle açılan sayısız davada Katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme kararı YÖK'tedir diyerek katsayı adaletsizliğinin devamına yönelik yargısal bir kalkan oluşturan Danıştay 8. Dairesi'nin, aradan geçen kısa süre içerisinde bu kararından ve içtihadından vazgeçmesini hukuken makul gösterecek bir hukuk ilkesi ve kuralı henüz oluşmuş değildir. Biz, bu içtihat değişikliğinin konjonktür değişikliği kaynaklı olmamasını temenni ediyoruz. Hukuk devletinde yaşayan birey olmanın en büyük getirisi, hukuki güvenliğe sahip olmakken, hukuki güvenliğe sahip olmanın ön şartlarından biri ise, hukuki şartları temin edecek bağımsız ve tarafsız yargı sistemine sahip olmaktır. Katsayı adaletsizliğini sona erdiren YÖK Genel Kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay kararı, başta gençlerimiz olmak üzere toplumun büyük bölümünde hukuki güvenliğe sahip olmadıkları inancını oluşturacaktır. Toplumun demokratikleşmeye, özgürleşmeye ve eşitliğe ilişkin beklenti ve kararlılığının her geçen gün daha da arttığı bir dönemde, ara rejim ürünü katsayı adaletsizliğini sona erdirerek yüksek öğretime geçiş sınav sisteminin eşitler arası yarışa dönüşmesini sağlamakla kuruluşundan bu yana en doğru icraatını gerçekleştiren YÖK'e, Danıştay kararına itiraz edeceğini açıklamak suretiyle adaleti tesis etmede ve eşitliği sağlamadaki ısrarcı tutumu nedeniyle teşekkürlerimizi ve takdirlerimizi sunuyoruz. Katsayı adaletsizliğini sona erdiren YÖK kararına karşı dava açarak eşitliğe tahammülü olmadığını açıkça beyan eden ve adaletsizliğin devamına kapı aralayan Danıştay kararına zemin hazırlayan İstanbul Barosu'na, Taksim Meydanı'nda "Darbeci Baro Taksim'e Hoş Geldin" pankartıyla karşılanmalarını gerektiren özgürlük, eşitlik ve demokrasi karşıtı fiil ve görüşlerden arınmalarını tavsiye ediyoruz. Emekli hukukçu! Sabih KANADOĞLU'nun katsayı adaletsizliğini kaldıran ve gençlerimizin eşit şekilde yarışmasına zemin hazırlayan YÖK kararı sonrasında yapmış olduğu Danıştay, gereğini yapar. Açıklamasını doğrular nitelikteki Danıştay 8.Dairesi kararı, millet adına verilmekten çok millete rağmen verilen bir karar niteliği taşıyor. Bu karar, gelişmiş demokrasilerde, yasama ve yürütmenin özgürlüklerin ve eşitliğin ihlaline ilişkin kararlarının yargı tarafından düzeltildiği gerçeğine karşın ülkemizde ise yürütmenin özgürlükten yana karar ve düzenlemelerinin yargı tarafından iptaline yeni bir örnektir. Milletimiz artık yeter demektedir. Fırsat ve imkan eşitliğini yok sayan 1998 yılında dayatmayla hayata geçirilen katsayı adaletsizliğinin tarihin çöp sepetindeki yerini almasını istemektedir. Gençlerimiz, mezun oldukları ortaöğretim kurumu yönüyle ayırım yapılmaksızın çözebildiği soru kadar başarılı sayılmalarını sağlayacak bir sistem istemektedir. Danıştay kararının ortaya çıkardığı karamsar tablo başta YÖK olmak üzere konuyla ilgili olanlar tarafından ivedilikle düzeltilmelidir. Ülkemizin dört bir yanından yükselen feryatlara bir destek olarak Beyşehir'den sesleniyoruz, gençlerimizi mağdur edecek bu kararın etkilerini ortadan kaldıracak şekilde katsayı adaletsizliğini bertaraf edecek yeni düzenleme YÖK tarafından ivedilikle gerçekleştirilmeli, Meclis YÖK'ün bu konuda yapacağı düzenlemenin yargı tarafından iptal edilmesini engelleyecek yasal düzenleme yapmalı, siyasi iktidar da kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olarak özellikle yüksek yargı organlarının oluşumuna ve görevlerine ilişkin yargı reformunu evrensel hukuk ilkelerini de dikkate alarak ivedilikle hayata geçirmelidir.
» Beyşehir Konyanın İncisi




Artık Beyşehir'in de bir şarkısı var
Erdoğan'dan Peres'e TARİHİ DERS
Dehşete düşüren görüntüler - VİDEO
Ekrana kilitleyen Filistin duası / ...
Off-Rood
Beyşehir resim
konya resim
