Beyşehir Sağlık Grup Başkanı Tugay Gözeller, yaz aylarının gelmesi ve insanların açık alanlara çıkmasıyla yeniden ölümlerle gündeme gelen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taşıyan kenelerden korunmak için bu canlıların yoğun olarak bulunabileceği çalı, çırpı ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulması, bu alanlara çıplak ayak yada kısa giysilerle gidilmemesi gerektiğini söyledi.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, yeniden ölümlerle gündeme gelen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taşıyan kenelere karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyaran Beyşehir Sağlık Grup Başkanı Tugay Gözeller yazılı bir açıklama yaptı.
Gözeller açıklamasında şunları kaydetti;
"Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) etkeni virüs olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın etkeni olan virüsün taşıyıcısı olarak rol alan keneler, yabani hayvanlar, çiftlik hayvanları ve insanlar arasında virüsün taşınmasına ve çoğalmasına aracılık etmektedir.
Ülkemizde 2002 ve 2003 yıllarının bahar ve yaz aylarında özellikle Kelkit Vadisi diye bilinen bazı illerimizin özellikle kırsal kesiminde yüksek ateşle seyreden ve ölümcül olan bir hastalık görülmeye başlamıştır. Yapılan rutin çalışmalarla hastalığın nedenin ortaya konamaması üzerine, yapılan yoğun çalışmalar neticesinde hastalığın Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) isimli bir enfeksiyon hastalığı olduğu, hastalık etkeninin de bir virüs olduğu ortaya konmuş ve hastalığın kontrolü ile ilgili olarak gereken tedbirler alınmıştır.
Ülkemizde hastalıkla ilişkili bulunan kene türü yaban hayatı ile çok yakından ilişkilidir. Bu kene yaşama dönemlerinin bir bölümünde yaban hayvanlarından kan emerken, hayatının diğer evresinde özellikle çiftlik hayvanlarından kan emmektedir.
Söz konusu kene kurak ve yarı kurak bozkır iklimin sevmekte ve genellikle bozkır ile diğer iklimlerin kesişme yerlerinde, kuru taban örtüsüne sahip bodur ormanlık (meşe, geven vb.) alanlarda yaygın olarak görülmektedir. Özellikle vadilerle çevrili dağlık alanların yamaçları, yaban hayvanlarının daha sık dolaştığı alanlar olduğundan keneler açısından oldukça zengin bölgelerdir.
Hastalık Orta Asya, Afrika, Orta Doğu, Kafkas ve Balkan ülkelerinde görülmektedir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi vakalarındaki ölüm hızı dünyada genel olarak % 30'lar ve üzerindedir. Ülkemizde bu hız ise % 5'ler civarındadır.
Virüsün, küçük odaklar şeklinde yaban hayvanları ile kene arasında devamlılığını sağladığına inanılmaktadır. Hastalık, yaban hayatı ile insanların iç içe olduğu bölgelerde kene sayısının artışına bağlı olarak çıkmaktadır.
Yaban hayvanları ile evcil hayvanların karşılaşmaları veya gece gündüz farkı da olsa aynı veya yakın alanları kullanmaları ile evcil hayvanlara kene geçişi olmakta ve virüs için yeni çoğalma alanları oluşmaktadır. Evcil hayvanlara yapışmak suretiyle beslenen enfekte kenelerin yumurtalarıyla otlaklar ile hayvanların yaşadığı diğer alanlar da riskli alanlar haline gelebilmektedir.
Virüsler hayvanlarda genellikle belirti veren bir hastalığa yol açmamaktadır. Hasta insanların kanlarıyla kontrolsüz temas ile insandan insana hastalığın geçebilmesi de söz konusudur.
Hastalık ani başlayan ateş, baş ağrısı, kırıklık, halsizlik, kas ağrısı, belirgin iştahsızlık ile başlar. İshal ve kusma da görülebilir. Bazı olgularda vücudun değişik bölgelerinde kanamalar (burun kanaması, dişeti kanaması, iç organ kanaması ve cilt altı kanamaları vb.) görülür ve hastalık ağır seyredebilir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi doğal dengenin değişimiyle (iklim, bitki örtüsü, yabani hayvan sayısındaki artış vb.) doğrudan ilgili bir hastalıktır.
Hastalığın tedavisinde uygulanabilecek etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç ile yine etkinliği bilimsel çevrelerce kabul görmüş, yan etkileri tolere edilebilir ve uygulanabilir bir aşı bulunmamaktadır. Bazı Doğu Avrupa ülkelerinde zaman zaman kullanılan KKKA aşıları, bilimsel çevreler ve Dünya Sağlık Örgütünce uygulanabilir bulunmamıştır.
KKKA hastalığının kontrolünde bilinçli korunma tedbirlerinin alınması oldukça önem kazanmaktadır. Salgınların kontrolünde, kişisel korunma önlemlerinin alınması ve kene sayısının azaltılması amaçlanmaktadır.
A-Kişisel korunma tedbirleri
KKKA riski olmasa bile, kenelerle bulaşabilen diğer hastalıklardan da korunmak için her zaman uygulaması gereken hususları içerir:
o Kene riski olan yerlerde bulunulduğunda, vücuda tamamen örtecek giysiler giyilmelidir. Kenelerin vücuda girebileceği olası açıklıkların kapatılması önemlidir (Pantolon paçalarının çorap içine konulması, çizme giyilmesi vb.).
o Kenelerin bulunduğu alanlara gidilirken vücudun açıkta kalan alanlarına ve elbiselere cilde sürülebilen böcek kovucu maddelerin (repellent) uygulanması, koruma için etkili olmaktadır.
o Dış elbiseler, yıkamaya da dayanıklı olan, etki süresi uzun kene öldürücü ilaçlar sürmesi etkili bir korunma aracı olabilir.
o Eve gelindiğinde vücut kene yönünden kontrol edilmeli, kene varsa bir cımbızla, kenenin deriye yapıştığı yerden tutulup sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi çıkarılmalıdır. Yine risk altındaki kişilerin, sık aralıklarla kene yönünden vücut muayenelerini yapmaları önemlidir. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede çıkarılırsa hastalık riski de o kadar azalmaktadır.
Keneyi doğru tekniklerle bir kişi çıkarabilecekse, keneyi vücuttan uzaklaştırmak için her zaman sağlık kuruluşuna başvurmaya gerek yoktur. Vücuttan kene uzaklaştırmak usulünce yapıldığı takdirde kolayca ve risksiz yapılabilecek bir işlemdir. Kene çıkarıldıktan sonra kenenin yapıştığı yere tentürdiyot gibi antiseptik maddeler sürülmelidir.
Vücuduna kene yapışan kişiler 10 güne kadar ani başlayan ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikayetler yönünden kendini izlemeli, böyle bir şikayetin olması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.
o Vücuttan uzaklaştırılan keneler çamaşır suyu, alkol veya insektisit içine atılarak öldürülmelidir.
o Vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.
o Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerine sigara basmak veya kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır.
o İnsanların veya hayvanların kanlarına korunmasız temas yapılmamalıdır.
B-Kene sayısının azaltılmasına yönelik tedbirler
İlaçlama çalışmaları: Çiftlik hayvanlarına yönelik kene mücadelesi ile hayvan barınaklarının ilaçlanması uygun olmakla birlikte, geniş çevre ilaçlamaları faydalı bulunmamaktadır. Keneleri doğadan tamamen yok etmek mümkün değildir. Ayrıca, yoğun ilaçlamaların doğal dengenin bozulmasına ve yeni problemlerin ortaya çıkmasına yol açabileceği de unutulmamalıdır.
Park ve mesire yerleri gibi dar alanlarda ise çok yoğun kene olması durumunda, çevreye ve halk sağlığına yönelik etkileri iyi bilinen insektisit ilaçların uzmanların kontrolünde yapılması faydalı olabilir.
Bu bağlamda çiftlik hayvanlarında kene mücadelesinin Tarım İl Müdürlüğünce, meskun mahallerde Belediyelerce, yaban hayatında ise Çevre ve Orman Müdürlüğünce yapılmaktadır."
» Av Tüfeğiyle başından vuruldu




Artık Beyşehir'in de bir şarkısı var
Erdoğan'dan Peres'e TARİHİ DERS
Dehşete düşüren görüntüler - VİDEO
Ekrana kilitleyen Filistin duası / ...
Off-Rood
Beyşehir resim
konya resim
